• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.twitter.com/@EtkinYayinevi
    • Rus Edebiyatının Usta Kalemi GOGOL
    • "Bir düşünür, bir ahlakçı olarak Gogol, döneminin ileri gelenlerine göre daha alt sınıftaydı ama o, küçük yaşlarından itibaren, topluma faydalı olma arzusu taşıyıp, insanların ıstıraplarını candan paylaşan bir ruha sahip olmuştu ve onların ifadesi için, şiirsel dil, parlak bir mizah, canlı tasvirler buluyordu. Doğrudan yaratıcı etkisi, gözlemi, yaşanan olaylara derinden nüfuz etti ve insan ahlaksızlığının ve alçaklığının gerçek manzaralarıyla toplumsal bilincin uyanmasına açıkça katkıda bulundu."
    • Modern Romanın Babası CERVANTES
      Yayına hazırlanıyor...
    • "Kaderin, dikenleri cömertçe dağıtıp, çiçekleri özenle topladığı bu zor hayat yolunu ağır adımlarla tamamlarken, yol gösteren yıldızını hâlâ önünde görüyor ve bu yıldızın sessiz ışığıyla aydınlanarak, ne insanlar ne de farklı durumlar karşısında eğmediği gururlu beyaz saçlı başını yükseklere kaldırıyordu..."
    • Meksika Halk Kahramanı PANCHO VİLLA
      Yayına hazırlanıyor...
    • "O günlerden daha kötüsünü hatırlamıyorum” diyecekti sonrasında Villa, “Allah, düşmanımın başına bile vermesin. En çok da yaralı ve bitap düşmüş askerlerimin can vermiş olması, benim onlara hiçbir şekilde yardım edememiş olmam beni mahvetti. Onca yıl komutam altında korkusuzca mücadele veren kardeşlerimin birbiri ardına düştüklerini ve arkalarında kanlarını bıraktıklarını gördükçe boşuna mı verdik bu kurbanları, halk bir gün büsbütün toprak ağalarına ve para babalarına karşı galip gelebilir mi
    • Charles DICKENS 207 yaşında...
    • Romanlarında yoksulları, emekçileri, sağlıksız evleri, barakaları anlatan; kendi de çocuk yaşta işçi olarak çalışmış biri olarak özellikle çocukların yaşadığı zorlukları, çocuk emeği sömürüsünü, kimsesiz çocukları, güçlü bir anlatımla dile getiren; anlatımı yalın, süssüz, ancak gerçekçi ve etkileyici olan ve “... İçinde yaşanılan dönemi tüm pislikleriyle anlatan gerçekçi yazar” Charles DICKENS 7 Şubat'ta 207 yaşına girdi. Eserleriyle yaşayan DICKEN'in ilginç biyografisi bu kitapta.
    • 8 Şubat 1828 yılında doğan JULES VERNE 191 yaşında...
    • Yazdıkları kadar biyografisi de sırlarla dolu olan Jules Verne, kendi geleceği hakkında bile hiçbir tahminde bulunmazken nasıl olmuştu da insanoğlunun yüz yıl sonra gerçekleştirdiği teknolojileri önceden hayal edip yazabilmişti? O, bilim ve teknolojiye yol gösteren bir peygamber miydi? Bilim ve teknolojide meydana gelecek gelişmeler sadece ona mı gözükmekteydi?
    • Doğu'nun Sönmeyen Yıldızı HAYYAM
    • ...tarih, insanoğlunun faaliyet gösterdiği her alana yeteneği olan pek çok dâhiye tanıklık etmiştir.Onlar tüm insanlığın gerçek süsü, en büyük serveti ve hazinesidir. Ömer Hayyam’ın da onlardan biri olduğunu söyleyebilir miyiz? Kesinlikle evet. Hemen aklımıza ikinci bir soru geliyor: Bu yeteneklerden hangisi daha çok göze çarpar? Adını ölümsüz kılan asıl şey nedir? Acaba Hayyam'ın hangi yeteneğini ilk sıraya koyabi..
    • Gerçekçi Romanın Ustası BALZAC
    • "Her zaman olduğu gibi gecenin on birinde üzerine geceliğini giyiyor, başında komik duran takkesini takıyor, kahvesini hazırlıyor ve masasına oturup, sabahın ilk ışıklarına kadar çalışıyordu."
    • yeni kitap... Elektriğin Newton'u AMPERE
    • Daha çocuk yaşlarındayken babasının giyotinle öldürülmesinin sarsıntısıyla ruhsal bunalıma giren ve neredeyse bitkisel hayattan bir yılda çıkan, sonra da adını buluşlarıyla bilim tarihine yazdıran; ama sahip olduğu muhteşem zeka kadar da özel hayatında mutsuz olan bu büyük insanın acıklı yaşamöyküsü.
    • yeni kitap... Mantık Biliminin Kurucusu ARİSTO
    • Aristoteles ismi bizi, bir insanın görebileceği en muhteşem manzarayla yüz yüze bırakıyor: Sıradan sevinçleriyle, kederleriyle ve hastalıklarıyla birlikte altmış üç yıllık bir dünya hayatı ve ölümden sonra devam eden iki bin senelik ömür!...
    • Çağının Ötesinde Bir Dahi TESLA
    • Sıradışı geniş ve açık bir alın, karakteristik, ince hatlı zarif bir burun, çökük yanaklar, yarım bir tebessümle donakalmış ince dudaklar, bakışlarıyla insanın ruhuna işleyen yorgun ve hüzünlü o harika mavi gözler... Seksen yedi yaşındaki ihtiyarın yüzünün tüm çizgilerinde, canını kurtarmak için değil, sadece insanlık yararına bir şeyler yapabilmek uğruna, en azından biraz daha zaman kazanabilmek için ölüme ısrarla direnen ifadesi kazınmıştı. (...)
    • "BU KİTABI NEDEN YAZDIM?
    • Böyle bir sorunun cevabının daha ilk cümlesinde Mustafa Kemal Atatürk’ün insan olarak, teşkilâtçı olarak, ihtilalci olarak, barışçı olarak sıfatlarından bahsetmek gerekir ki, bu büyük adamın hatırasına kalbinin en samimi köşesini ayıran Türk okuyucusuna bunları anlatmak beni biraz güç duruma düşürüyor. PARAŞKEV PARUŞEV"
    • TÜRKİYE'DE BİR İLK...
      Tolstoy'un bilinmeyen eseri ilk kez Türkçe yayınlandı.
    • Rusya’da ilk kez 1886’da yayınlanan ama hem Çarlık Rusyası, hem de Sovyet Rusya’nın sansürü nedeniyle bilinmeyen bu kitap Türkiye’de ilk kez yayınlanmaktadır. “Yunan Öğretmen SOKRATES” kendi zamanını aşan, tüm zamanlar için geçerliliği olan bir eserdir. Yaşamlarının anlamını ve amacını merak edenler, bu kitapta kendileri için çok yeni, beklenmedik ve aradıkları doğru cevapları bulacaklardır. Bu kitap her yaş ve meslekteki insanın ilgisini çekecek bir kitaptır.
    • Devrime Adanmış Bir Hayat CHE
    • "Küba devrimi gerillalarından birisi olan oğlumun nasıl Binbaşı Che olduğunu ve Bolivya Dağlarına çıktığını anlayabilmek için,” diye anlatıyor don Ernesto “geçmişin perdelerini açmak ve ailemizin atalarını tanımak gerekiyor. Hemen söyleyeyim; oğlumun damarlarında akan kanda İrlanda isyancılığı, İspanyol savaşçılığı, Arjantin yurtseverliği vardı. Belli ki Che’ye bizim asi atalarımızdan bazı özellikler miras kalmış. Karakterinde onu uzak yolculuklara, tehlikeli maceralara, yeni fikirlere çeken...
Site Haritası
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam27
Toplam Ziyaret28112
videolar

ANASAYFA


     Çağının Ötesinde Bir Dahi TESLA

   
Ürün Kodu : 978-975-6391-58-7
Üretici : ETKİN YAYINEVİ
Etiket Fiyatı : 22 TL (KDV Hariç)
Ürün Özellikleri

Dünya bilim tarihini kökten değiştiren deneylere ve icatlara imza atmış Sırp kökenli Amerikalı fizikçi, elektrofizikçi ve mühendis...
        Detaylar
 
 
Detaylar
KİTAPTAN ALINTILAR:

Nikola Tesla New York limanına parasız ve yarı aç indi. Derhal Edison’a gitmeye karar vermesine rağmen biraz tedirgindi. Zira ne giydiği takım elbisesi, ne de o sıradaki dış görünüşü güzel bir izlenim bırakabilecek gibi değildi. Tanımadığı sokaklarda ve düşüncelere dalmış bir halde polisin gösterdiği yöne doğru gidiyordu. Mağaza ve atölyelerin vitrinlerine bakarken birden bire vitrinlerden birinde yorgun düşmüş yaşlıca bir adamın aydınlatmada kullanılan bozulmuş küçük bir jeneratörü tamir etme çabaları ilgisini çekti. İçeriye kararlı adımlarla giren Tesla, yardımcı olmak istedi. Atölye sahibinin güvensiz bakışları kısa süre içerisinde yerini hayretlere bıraktı. Atölye sahibi, jeneratörü çalıştırıp başardığı işin tatminiyle çıkış kapısına yönelen Tesla’yı durdurdu. Sunduğu şükranların yanı sıra küçük bir maddi karşılığı da Tesla’ya vermeyi ihmal etmedi. Bu beklenmedik kazanç Tesla’yı daha önce hiç sevinmediği kadar sevindirmiş oldu. Aldığı birkaç dolar sayesinde güzel bir yemek yiyebildi ve otelde bir oda ayırabildi.

 Bir sonraki günün sabahında Tesla, Edison’un New York’taki Elektrikli Aydınlatma Şirketinin yolunu tuttu. Burada, Beşinci Cadde’deki tarihi binada laboratuvar, atölyeler ve Thomas Alva Edison’un özel çalışma odası bulunuyordu. Binayı bulmak zor olmadı. O günlerde yenilenmiş olan binanın etrafında, sabahın erken saatlerinden gecenin geç saatlerine kadar Elektrikli Aydınlatma Şirketinin reklamından etkilenen meraklı bir kalabalık toplanırdı.

“Bay Edison’u görebilir miyim,” diye sordu Tesla, asistana.

Gelen cevap “Bay Edison’un onu görmek isteyen herkesi kabul etme imkânı yok” oldu.

“Ama ben sırf bunun için Avrupa’dan geldim.”

Edison’un asistanı gözlerini kaldırarak uzun zayıf adama baktı ve en ufak bir şaşırma ifadesi göstermeksizin şöyle dedi:

 “Bay Edison için dünyanın başka köşelerinden de geliyorlar. Fakat bu, gündeki saat sayısını arttırmıyor.”

“O zaman sizden Charls Bechlor’dan getirdiğim mektubu Bay Edison’a ulaştırmanızı rica edeceğim.”

“ Ooo!.. O zaman bu başka. Ben geldiğinizi hemen haber veriyorum, Bay… Bay?”

“Tesla, Nikola Tesla.”

Birkaç dakika sonra Nikola Tesla, bütün ABD eyaletlerinde “Menlo-Park Sihirbazı” olarak bilinen adamın odasına girmiş bulunuyordu.

 

 “Dinlenmeye ihtiyaç duyduğu zaman” diyordu Edison “O, atölyedeki ranzaya uzanır ve 20 dakikalık uykudan sonra dinlenmiş ve tazelenmiş vaziyette kalkardı. Bu anlamda o bana olağanüstü benzerdi ve ben nihayet böyle birini bulmanın gururunu yaşardım.”

 

 

Bir gün Edison, Tesla’ya kendisinin ürettiği elektrikli doğru akım motorunun geliştirmesini teklif etti. Tesla’nın başarılı bir çözüme ulaşması halinde 50 bin dolarlık prim vereceğini söyledi. Tesla işe koyuldu ve kısa sürede 24 farklı çeşit Edison aracı tasarladı. Yeni komütatör ve regülatör üreterek o sırada ABD’de çok popüler olan elektrik jeneratörlerinin ve elektrik motorlarının kalitesini büyük ölçüde yükseltmeyi başardı.

Tesla, yaptığı işten büyük bir haz alıyordu. Onun yaptığı iyileştirmeler sayesinde Edison’un çözmeyi amaçladığı fakat kendisinin bir türlü çözemediği sorunlar çözülüyordu. Üstelik hak ettiği ödül Tesla’nın geliştirdiği çok fazlı alternatif akım sisteminin deneylerine devam etme olanağı sunuyordu.

Edison, Tesla’nın bütün önerilerini kabul etti ama söz verdiği 50 bin dolarlık ödülü vermedi.  Aslında bunun bir şaka olduğunu ve büyük ihtimalle “göçmenin” bu şakayı anlayamadığını; ABD’de çok fazla bir geçmişi olmadığından dolayı Amerikan mizah anlayışına uzak olduğunu söyledi.

Edison ne kadar derin bir travmaya sebep olduğunu, hassas ve ona güvenen mucidin ruhunda nasıl bir yara açtığını, Tesla’nın hayatı boyunca kurduğu hayalleri nasıl yıktığını biliyor muydu? Demek ki, her şeyin satıldığı ve satın alınabildiği bu dünyada dürüstlüğe yer yoktu. Tesla’ya en büyük acıyı veren, ona bu kapitalist adetlerin yetenekli ve ünlü bir bilim adamı tarafından öğretilmesi oldu. Fakirliğine rağmen gururlu “göçmen” derhal Edison’un şirketinden ayrıldı. Bütün bunlar Nikola’nın ABD’ye gelmesinden sadece bir sene sonra, 1885 yılının baharında yaşandı. Bu kısa süre içerisinde Tesla, ABD’nin iş çevrelerinde çalışkan ve derin bilgi sahibi biri olarak anıldı.

  

1886 yılının sonbaharından 1887 yılının ilkbaharına kadar çeşitli meslekler denedi. Günlük işçi olarak çalıştı, hamallık yaptı, hendek kazdı. İnanılmaz zorluklar içinde geçen bu sene, kendi deyimiyle “nerede akşam orada sabah, ne bulduysam onu yedim” dediği dönem Tesla’yı karamsarlık içerisinde bıraktı. İçinde bulunduğu durumu Tesla “Bu sene gözyaşlarıyla ve kalp ağrılarıyla yaşadım.” sözleriyle açıklamıştı. Neredeyse açlıktan ölecek hale gelen, maddi sıkıntılar içerisinde ama aynı zamanda “altın fırsatlar toprağının” bütün güzelliklerini de tadan Tesla, Avrupa’ya geri dönme kararı aldı.

 

 Tesla en temel ihtiyaçlarını bir kenara atmış, birçok alışkanlığından vazgeçmiştir. Tüm bunlara rağmen iki yakası bir türlü bir araya gelmez. En sevdiği sekreterleri Dorothy Skerritt ve Muriel Arbus’la dahi yollarını ayırmak zorunda kalır. Bunca emekleri ve en önemlisi de sadakatleri karşılığında, onlara verebilecek hiç bir şeyi olmadığından, vedalaşırken masanın altından Edison Altın Madalyası’nı çıkarır ve bıçakla ortadan ikiye böler.

“Burada yüz dolar tutarında altın var, onun dışında gözümde başka bir değeri yok,” diyerek iki parçayı Bayan Skerritt ve Bayan Arbus’a pay eder.

Tüm fakirliğine ve içinde bulunduğu kıtlığa rağmen, paraya yaklaşımı değişmemiştir Tesla’nın.

“Para mı?” diye çıkışır Swezey’e. “Ne faydası var ki bana? Beni mutlu edebilmesi için, bu kâğıt parçalarından bir oda dolusuna ihtiyacım olurdu ki, onları pencereden aşağı saçabileyim.”

Tüm finansal sorunlarına rağmen Tesla’nın kaldığı otel odasında üzerinde sürekli bozuk para bulunduran küçük bir masa mevcuttur. Telgraf kuryesi, otel elemanı ve ona herhangi bir hizmeti dokunan herkes, ne kadar uygun görürse o kadarını alırdı o masadan. Tesla masada yeterli miktarın bulunmasına dikkat ederdi.

  

O günlerde, uzak memleketi Yugoslavya’dan reddedemeyeceği bir teklif gelir. Yılda 6000 dolara ömür boyu emeklilik. Tesla büyük bir sevinçle kabul eder. Bunu hak ettiğine inanır. Zaten bu zamana dek hep Yugoslav olarak kalmamış mıydı? “İmmatrikülasyon” (kayıt) sürecinden (yabancıların ABD vatandaşlığına geçişi) geçtikten sonra bile kendini Sırp ve Yugoslav olarak görmüştür. Asla gelişmiş ülkelerin sağladığı hiçbir “nimet”, bilim adamlarına kendi öz vatanlarını unutturamaz! Hayatta en sevdiği şey, ülkesi değil miydi? Fikirleri ve emekleri sayesinde daha da zenginleşen, sonrasındaysa büyük mucidi hatırlamak dahi istemeyen, beş para etmez Rockfellerin, Morganların, bankerlerin ve milyonerlerin teklif ettiği üç kuruşluk mali desteklerler ile kıyaslandığında, bu teklif, çalışmalarının gururla takdir edildiği anlamına geliyordu.

Tek huzuru eskiden olduğu gibi güvercin beslemekte bulurdu Tesla. Bir gün bile ara vermeden ve her zaman aynı saatte, kuşyemi ile belirirdi kütüphanenin önünde. Kaldığı otel odalarının pencerelerinde hep bir miktar yiyecek bırakırdı kuşlar için. Onlar da zamanla alışır ve açık pencereden içeri dalarak, odada uçmaya başlarlardı. Sürekli otel değiştirmesinin ardındaki sebeptir güvercinler. Otel yönetimleri kuşları beslemekten vazgeçmesini ister, o ise her seferinde bu isteğe boyun eğmektense oteli değiştirmeyi yeğlerdi.

  

Seksen beş yaşındaki Tesla, savaş sonrası düzenle alakalı şunları yazmıştır:

“Tarihin görmüş olduğu bu en muazzam harbin sonunda insanoğlunun verdiği kayıpların boşa gitmemesi için yeni bir dünya doğmalı. Doğacak olan bu yeni dünya güçlülerin zayıfları, kötülerin iyileri sömürmediği, varlıklı kimselerin yoksulları ezmediği, fikirsel, bilimsel ve sanatsal işlerin sayılı insanların zenginliğine zenginlik katmak yerine, tüm toplumun faydasına ve hayatın kolaylaştırılmasına adandığı bir dünya olmalıdır. Bu yeni dünya, ezilmişlerin ve köleleştirilmişlerin değil, saygı ve onur hudutlarında eşit olan özgür insanların ve halkların dünyası olmalıdır.”

Büyük hümanistin parlak hayali!

  

"İnsanoğlu önüne daima gerçekleştirilmesi mümkün olan hedefler koyar" diye yazıyordu Marks.

Bu durum, çok ileriyi görebilen, bireysel yetenekler bahşedilmiş büyük bilim insanları için geçerli değildir. Eğer bu bilim insanları dâhice zekâları ile tarihin çok önemli zaman dilimlerinde bilim ve teknolojinin nihai hedeflerini görmüş olsalar dahi insanoğlu gelişmelerin ara basamaklarını yaşamadan teknolojinin bir gelişim basamağından diğerine atlayamaz


Yastıkların göz kamaştıran beyazlığı üzerinde sarı, adeta parşömen kâğıdını andıran yüzü, özellikle kabartma gibi göze çarpmaktaydı. Yetenekli bir ustanın, fildişinden işlediği eski bir minyatürü andırıyordu. Oldukça yüksek ve açık alın, karakteristik, kalemle çizilmiş gibi zarif bir burun, zayıflıktan çökmüş yanaklar, yarım bir tebessümle donakalmış ince dudaklar, bakışlarıyla insanın ruhuna işleyen yorgun ve üzgün mavi gözler... Seksen yedi yaşındaki ihtiyarın yüzünün tüm çizgilerinde hayatını kurtarmak için değil, sadece insanlık yararına bir şeyler yapabilmek adına, en azından biraz daha zaman kazanabilmek için ölüme karşı verdiği ısrarlı mücadelenin izleri seziliyordu.

 

 
 
YAZAR, ÇEVİRMEN VEYA BAYİ OLARAK
BİZİMLE ÇALIŞMAK İSTER MİSİNİZ?